Beden Yakın, Kalp Uzak: Görünmeyen Mesafeler Üzerine
Fikret Arda Bulut
•
•
5 dk okuma
Bazen insan birine çok yakın olur ama bir o kadar da uzaktır. Aynı odada, aynı koltukta, hatta aynı nefeste… Ama yine de arada görünmeyen bir mesafe vardır. Dokunursun, sarılırsın, göz göze gelirsin; beden yanındadır ama zihni başka bir yerde dolaşır.
Yakınlık ve Mesafe Arasındaki İnce Çizgi
Günler geçer, saatler birlikte akar. Konuşmalar uzar, kahkahalar çoğalır. İnsana “belki” dedirten bir samimiyet oluşur. Yakınlık arttıkça bağ da artar sanırsın. Oysa bazen yakınlık, bağdan değil alışkanlıktan beslenir.
Ve alışkanlık, sevgiyle karıştırıldığında insanın en çok canını acıtan şey olur. Çünkü alışkanlık kalır, ama sevgi yerini bulamaz.
Bedenin bir yerdeyken, kalbin başka bir yerde olması insanın içini sessizce yorar.
Görmek İstediğimiz Gerçekler
Bazı insanlar hayatı hep görmek istedikleri renkte yaşar. Gerçekler serttir ama onlar yumuşatmayı seçer. Duyduklarını değil, duymak istediklerini duyarlar. Geciken cevapları, yarım kalan cümleleri, eksik ilgiyi hep bir bahaneyle tamamlarlar.
Oysa herkes bilir: İnsan eline telefonu hiç almamazlık yapmaz. İsterse zaman yaratır, isterse bir cümleye sığdırır kendini. İstemediğinde ise saatlerce susar ve bunu hayatın akışına bağlar.
Bazen biri gider, sonra geri gelir. Gittiğinde aklına düşersin, geldiğinde yine seni bulur. Ama bu bir dönüş değildir; bu bir duraktır. Sen mola yerisindir.
Sessiz Kopuşlar
En zor olan da şudur: İnsan sevdiği kişinin hayatında vardır ama yerinde değildir. Yanındadır ama merkezinde değildir. Kalbi başka bir ihtimale, zihni başka bir isme bağlıdır.
Bazen bir yalan, yalan olduğu için değil; gereksiz olduğu için kırar. Gerçek zaten yeterince ağırdır. Bir de üstüne saklanınca, güven sessizce çekilir.
İnsan her şeyi anlatmak zorunda değildir. Bazen en güçlü duruş, konuşmamaktır. Telefonu kapatmak, mesajlara bakmamak; bir ceza değil, bir korunma biçimidir.
Ve insan bir gün şunu fark eder: Her yakınlık sevgi değildir. Her sessizlik sabır değildir. Ve her “iyi gibiyiz”, gerçekten iyi olduğumuz anlamına gelmez.
Fikret Arda Bulut
Yazılım Geliştiricisi & Teknik Blogger
Merhaba! Ben Fikret Arda. Çocukluğumdan bu yana teknolojiyle iç içe olan, yazılım geliştirme ve dijital üretim alanlarında kendini sürekli geliştirmeye çalışan bir freelance yazılımcı, blogger ve yazarım. Küçük yaşlardan itibaren bilgisayarlarla kurduğum bağ, zamanla üretmeye, öğrenmeye ve öğrendiklerimi paylaşmaya dönüşen bir yolculuğa evrildi.
Lise eğitimimi Yazılım Geliştirme alanında tamamladım. Bu süreçte yazılımın temel yapılarını, algoritmik düşünme mantığını ve problem çözme becerilerini öğrenme fırsatı buldum. Eğitimim boyunca ve sonrasında, bireysel çalışmalarımın yanı sıra dijital medya ve teknoloji odaklı çeşitli projelerde yer alarak hem teknik altyapımı hem de pratik deneyimimi geliştirdim.
Freelance çalışma modelini tercih etmemin temel nedeni; projelere daha yakından odaklanabilmek, ihtiyaçlara özel çözümler üretebilmek ve sürecin her aşamasında doğrudan iletişim kurabilmektir. Yazılımı yalnızca kod yazmak olarak değil, bir fikri işlevsel ve sürdürülebilir bir ürüne dönüştürme süreci olarak görüyorum.
Bu blog, uzun süredir ilgi duyduğum yazılım ve dijital dünya etrafında edindiğim deneyimleri, karşılaştığım sorunları, öğrendiklerimi ve zaman zaman ilham veren fikirleri paylaştığım kişisel alanım. Amacım; hem kendi gelişim yolculuğumu belgelemek hem de benzer alanlara ilgi duyan kişilerle bilgi alışverişinde bulunmak. İçeriklerimde samimi, sade ve gerçekçi bir anlatımı benimsemeye özen gösteriyorum.